YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR ile SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRİN MÜTESELSİL SORUMLULUK KAPSAMINDA TAKİBİNDE YETKİLİ VERGİ DAİRESİ

Bildiğiniz üzere idari işlemlerin, şekil, yetki, amaç, konu ve sebep bakımdan hukuka aykırılık ihtiva etmesi halinde iptali gerekir.  Bu sebeple meslek mensubunun müteselsil sorumluluk kapsamında takibinde ödeme emrini düzenlemeye yetkili vergi dairesi (idari işlemin yetki unsuru bakımından) oldukça önem arz etmektedir.

6183 sayılı AATUHK’da bu hususta özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bize göre asıl borçlu ile müteselsil borçlunun bağlı oldukları vergi dairesinin farklı olması durumunda ödeme emri düzenleme yetkisi, asıl borçlunun bağlı olduğu vergi dairesidir.   (Turgut Candan, Açıklamalı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Yetkin Yay. 2018, s.285).  Zira Danıştay 7 Dairesi geçmişte vermiş olduğu 24.10.2005, E:2002/4396, K:  2005/2469 ve 13.10.2005, E:2003/536, K:2005/2755 sayılı kararlarında ; “ödeme emrini düzenlemeye sorumlunun bağlı olduğu vergi dairesi değil, asıl borçlunun bağlı olduğu vergi dairesinin yetkili olduğuna” hükmetmiştir.

Lakin Danıştay 7. Dairesi ve VDDK bu kez bizi şaşırtmıştır. Şöyleki, meslek mensubunun müteselsil sorumluluğuna gidilen dava konusu olayda; Yetkili Vergi Mahkemesi, “Davaya konu ödeme emri ile tahsil edilmek istenen kamu alacaklarının asıl borçlusu olan limited şirket, Alanya Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi olduğundan bu alacakların müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olan davacıdan takip ve tahsilinde de Alanya Vergi Dairesi Müdürlüğü yetkilidir.  Anılan nedenle yeminli mali müşavir olan davacının bağlı olduğu Seğmenler Vergi Dairesi Müdürlüğünce müteselsil sorumlu sıfatıyla davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” kararını vererek dava konusu ödeme emrini iptal etmiştir.

Davalının istinaf başvurusunu inceleyen Bölge İdare Mahkemesi de, vergi mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.

Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay 7. Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2020/3748, K:2021/5604 sayılı kararında:” 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesi, 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 12. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, bu kurala dayanılarak hazırlanan Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 7. maddesinin son fıkrası, 8. maddesi ile 20. maddesinin ikinci fıkrası ve bu Yönetmelik’in 7. maddesinin son fıkrasıyla verilen yetkiye dayanarak çıkarılan 18 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği’nin müşterek ve müteselsil sorumluluğun tespitine ilişkin düzenlemeleri dikkate alındığında dava konusu ödeme emrinin davacı” yeminli mali müşavirin bağlı bulunduğu” Seğmenler Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından düzenlenmesinde hukuka ve kanuna aykırılık bulunmadığından davaya konu ödeme emrini yetki yönünden iptal eden mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddi yolundaki temyize konu kararda isabet görülmemiştir.” Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.

Bölge İdare Mahkemesi, “18 sıra No’lu Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği’nin müştereken ve müteselsilen sorumluluğun tespitine ilişkin bölümünde sorumluluğu tespit edilen yeminli mali müşavirle ilgili takibatın yeminli mali müşavirin bağlı bulunduğu vergi dairesince yerine getirileceği kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesi ile 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nda meslek mensupları hakkındaki takibatın hangi vergi dairesi tarafından yürütüleceği konusunda bir düzenleme mevcut olmayıp bu hususta Maliye Bakanlığı da yetkili kılınmamıştır. Anılan nedenle meslek mensupları hakkında müşterek ve müteselsil sorumluluktan kaynaklanan takibatı yapmaya yetkili vergi dairesinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un bu konuya ilişkin genel esaslarına göre belirlenmesi gereklidir.” ek gerekçeyle kararında ısrar etmiştir.

Davaya konu olayı karara bağlayan Danıştay VDDK, oyçokluğuyla kesin olarak verdiği kararda; Davalının temyiz isteminin KABULÜNE karar vererek Bölge İdare Mahkemesinin ısrar kararını bozmuştur. (Danıştay VDDK, 26.04.2023 Tarih, Esas: 2022/1731 Karar: 2023/462 sayılı kararı). Bir başka anlatımla, söz konusu karar ile “müteselsil sorumluluk kapsamında girişilecek cebri icra işlemlerini yapmaya yetkili tahsil dairesinin, müteselsil sorumlu olan kişinin bağlı bulunduğu vergi dairesi olduğu” yönünde içtihatta bulunulmuştur.

Bize göre; müteselsil sorumluluk şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini, yani asıl borçluya ait amme alacağının ödenmesinden kimin müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini belirleyen daire asıl borçlunun bağlı bulunduğu vergi dairesi olduğundan, meslek mensubu nezdinde cebri icra işlemlerini yürütmesi gereken daire de bu daire olmalıdır.

×